zaman/time

dostum alper'in zaman'la ilgili yazısını okuduktan sonra aklıma eskiden beri izlediğim ,zaman yolculuğunu anlatan filmler ve okuduğum kitaplar geldi.en meşhuru şüphesiz ki "geleceğe dönüş" serisi.sinemanın unutulmaz bilimkurgusunda kahramanlarımızın başına zaman yolculuğu sonucunda gelmeyen kalmıyordu..dahi profesör ise sonunda zamanda ufak bir kaymanın bile kötü sonuçlara sebep olabileceği sonucuna varılıyor.ve gene greenhound's day filmi geliyor.bu film tam olarak bilimkurgu sayılmaz aslında: her sabah uyandığında aynı günü yaşıyan bir adamın yaşantısı konu edilmiş.bunlar sadece aklıma ilk gelenler.zaman yolculuğunu işleyen çok fazla eser yapılmış gerçekten.bunun nedeni belki de zaman'ın yapısı gereği geri döndüremediğimiz ve kontrolümüz dışında kalan bir kavram olduğu..zaman yolculuğu ardında yatan özlem belki ölümsüzlük isteği,belki herşey üzerinde mutlak kontrol veya sadece geleceğe veya geçmişe duyulan özlem,yaşanılan/yaşanılamayanların telafisi...

bu noktada pink floyd 'un beni en çok düşündürten şarkısı geliyor ,işte sözleri:

Ticking away the moments that make up a dull day
You fritter and waste the hours in an offhand way
Kicking around on a piece of ground in your home town
Waiting for someone or something to show you the way

Tired of lying in the sunshine
Staying home to watch the rain
And you are young and life is long
And there is time to kill today
And then one day you find
Ten years have got behind you
No one told you when to run
You missed the starting gun

And you run, and you run to catch up with the sun, but it's sinking
Racing around to come up behind you again
The sun is the same in a relative way, but you're older
Shorter of breath and one day closer to death

Every year is getting shorter
Never seem to find the time
Plans that either come to nought
Or half a page of scribbled lines
Hanging on in quiet desparation is the English way
The time is gone
The song is over
Thought I'd something more to say

Home, home again
I like to be here when I can
When I come home cold and tired
It's good to warm my bones beside the fire
Far away across the field
The tolling of the iron bell
Calls the faithful to their knees
To hear the softly spoken magic spells

"kıymetini bilin...;-)"